Blogger tarafından desteklenmektedir.
Oooo neler var neler!

26 Mayıs 2019 Pazar

JOHN WICK 3 - PARABELLUM


Eminim tüm sinemaseverlerin bildiği bir seri olan John Wick, hakkında bahsetmeden geçemeyeceğim son yapımı Parabellum ile gerçekten izlemesi keyifli bir yapım ortaya koymuş durumda.

İlk olarak filmin başından sonuna yerime çakılıp, soluksuz izlediğimi itiraf etmeliyim. Aslında bu kadar şiddet unsuru olan bir film olmasına rağmen bazen şok olup bazen de gülmekten kendimi alamadığım heyecanlı sahneleri ile bu şiddetin sizi çok rahatsız etmediğini söylemeliyim ancak tabii ki film +16 kategorisinde.

Gelelim konuya; film, gizli suikastçı birliğinden atılan John Wick'in, kellesi karşılığında ödül almak için peşine düşen suikastçılara karşı verdiği mücadeleyi konu ediyor. John Wick iki nedenden ötürü firaridir. Kellesi üzerine 14 milyon dolarlık açık sözleşme konulmuştur ve temel bir kuralı ihlal etmiştir; Continental Hotel'de birini öldürmüştür. Kurbanı ise açık kontratı sunan Yüksek Masa üyesidir. İşi bitmiş olması gereken John'a otelin yöneticisi Winston tarafından bir saatlik bir kaçış süresi verilir. Ardından üyeliği iptal edilecek, tüm hizmetlerden men edilecek ve diğer üyelerle iletişimi kesilecektir. John'un New York City'den kaçma mücadelesinde güvenebileceği tek şey servis endüstrisidir.

Sahneler ise ayrı bir tartışma konusu olmuş durumda. Hele iki, at çifteleme sahnesi var ki, tepki vermeden edemiyorsunuz izlerken.
Bu tarz sahnelerin yoğunlukta olduğu ilk kovalamaca sahnelerinde bir başka sahne ise silahların mermilerinin bittiği ve olay yerindeki bıçakların kullanıldığı ilk başta olayın hangi boyuta gideceğini anlamadığınız ama oldukça uzun süren bıçak savaşları sahnesi. Önce hemen bitecek gibi düşündüğünüz sahne bıçakları yiyip tekrar ayağa kalkan adamların on bıçak darbesi ile sonunda ölmesi ile son buluyor. O an hadi canım dediğiniz an aslında...
İki olgudan bahsetmeden olmaz. Filmin bir bölümünde Jhon Wick'e eşlik eden Sofia'nın (Halle Berry) önce kahramanımızı dışlaması ama sonra köpeğini öldürdüklerinde işlerin değişmesi. Buradan şunu çıkarıyoruz. Asla ama asla bir suikastçinin köpeğini öldürmeyeceksin. Yoksa katliam oluyor. 
Bahsedeceğim ikinci şey ise, bireysel adam öldürme rekorunun filme yansımış olması. Filmin bu rekoru ele geçirdiğini düşünüyorum tabii bu sadece bir tahmin. Kaçırmayın ve mutlaka izleyin...


Yazar: Jakob Corewill - 5/26/2019

12 Mayıs 2019 Pazar

BİTTER ÇİKOLATA MUCİZESİ

Selamlar. Bildiğiniz gibi elimden geldiği kadar yaptığım araştırmaları ve faydasını gördüğüm yiyecek türlerini sizlerle paylaşıyorum. İşte onlardan bir tanesi daha. Sizin için bitter çikolatayı ve faydalarını bilimsel olarak araştırıp sonuçları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan Celal Bayar Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu'nun yazısından aldığım bilgileri en sade şekilde sizlere anlatacağım.

Bitter'in neden ve nasıl faydalı olduğuna geçmeden önce %70 oranında kakao içeren bitter çikolata için önerilen günlük doz sadece 7 gram. Bu da her bir barın yarısı kadar.

Neden bitter sorusuna vereceğimiz cevap tabiiki bol kakao oranı olacaktır çünkü kakaoda kırmızı şaraba oranla iki, yeşil çaya oranla üç kata daha fazla fenolik antioksidan madde bulunur. Peki fenolik antioksidan nedir ve vücudumuza neden gereklidir?

Herşeyden önce kakao çok güçlü bir potasyum ve bakır kaynağıdır. Bu da demiri absorbe etmede son derece faydalıdır.

Kakao ve çikolata, tüketen kişiye enerji verir kan şekerini hızlı yükseltmeyen glisemik indeks açısından özel bir gıdadır. Bağışıklık ve üreme sistemi için faydalı olan demir (Fe) ve çinko (Zn) bakımından da oldukça zengin bir üründür.


Yapılan araştırmalarda kakaonun kötü kolesterol (LDL) seviyesini indirerek, damar genişlemelerini baskılayıp, kalp ve damar sağlığını koruyucusu etkisi olduğu net şekilde saptanmıştır. Ayrıca insüline karşı duyarlılığı arttırıp bağışıklık sistemini güçlendirerek enflamasyonu azalttığı da yapılan tespitler arasındadır. 


Kakaonun sağlık etkilerine ilişkin yapılan araştırmalar kapsamında; beyni koruduğu, takviye ettiği, hafızayı ve bilişselliği geliştirdiği, immün fonksiyonu takviye ettiği, spesifik immün hücrelerini artırdığı, kalp sağlığını takviye ettiği, serbest radikalleri, enflamasyonu, stresi nötralize edebildiği, cilt yenilenmesine yardımcı olabildiği, cildi ve deriyi UV radyasyonundan koruduğu, dokulardaki enflamasyonu minimize edebildiği, kalp, kas, beyin fonksiyonlarını takviye edebildiği, serbest radikal hasarlarını ve enflamasyonu bloke ederek kan damarlarının rahatlamasına yardımcı olabildiği ve toplamsal performansı yükselttiği rapor edilmektedir.

Ayrıca sağlık araştırmaları ışığında, hücre sağlığını koruduğu, oksidatif stres, enflamasyon, serbest radikal hasarından hücreleri koruduğu ve hücre sağlığını iyileştirdiği, toplamsal enerjiyi artırmak için hücresel metabolizmayı geliştirdiği, ağız sağlığını geliştirdiği, iyileştirdiği ve diş eti dokularındaki serbest radikal hasarlarını önleyebildiği, diş çürümelerini tetikleyen bakterileri inhibe edebildiği, esansiyal beyin kimyasallarını geliştirdiği ve psikolojiyi takviye edebildiği de ifade edilmektedir.




Özetle bakılacak olursa, özellikle kakao polifenollerinin antioksidan aktiviteye sahip olmaları, kan basıncı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilerinin olması, antimikrobiyal ve antialerjik özellikleri, antiaterojenik özellikleri, endotelyal fonksiyonu iyileştirici özellikleri ve nitrik aside bağlı damar genişletici etkileri, ağrı kesici yönü, LDL üzerine inhibe edici etkileri ve damar tıkanıklığı üzerinde durdurucu etkileri belirli çalışmalarla ortaya konulmuştur.
Tipik ticari çikolatada, çikolata üretim işlemi sonrası söz konusu tüm değerli flavonoidlerin düzeyleri, yarıdan daha aza inmektedir. Bu anlamda, bitter (koyu, siyah) çikolata tüketilmesi önerilmektedir, zira bitter çikolatada biyoaktiflerin konsantrasyonu yüksektir.

Sütlü çikolata, süt içerir, süt; çikolata fenoliklerinin antioksidan kalitesini etkisizleştirir. Sütteki proteinler, bu antioksidanları bağlar ve vücut tarafından fenolik antioksidanların daha az absorbe olmasına yol açar.

Bitter çikolata (koyu, siyah çikolata), sütlü çikolatadan daha az şeker ihtiva eder. Şeker bilindiği üzere; immün sistemin fonksiyonlarını zayıflatmaktadır, bu noktada şekerin az olduğu bitter çikolataların tercihi son derece önemlidir.


Araştırma sonuçlarına göre; haftada iki ya da üç kez olmak üzere, önerilen günlük çikolata tüketiminin gün başına 6.7 g/gün olduğu ifade edilmektedir; yani günlük yaklaşık 7 g tüketimin sağlık etkileri açısından olumlu olduğu belirtilmektedir. Diabeti önlemede önemlilik arzeden glukoz metabolizması üzerinde, kan basıncı üzerinde ve kardiyovasküler sistem üzerindeki olumlu etkilerini alabilmek için, beyindeki endorfin düzeylerinin kontrollü yükselmesi ve fizikselaktif hareketlerde olumlu etkiler oluşması için uygun tüketim normu olarak belirlenmiş çikolatanın bu miktarı, bir bar çikolatanın yarısından aza karşın gelmektedir

İşte bu açıklamalar bize neden günde yarım bar bitter çikolata tüketmemiz gerektiğini çok daha net şekilde açıklıyor. Sağlıklı günler dilerim...

Kaynak: Tokuşoğlu Ö.2015. Kakao ve Çikolata Bilimi ve Teknolojisi. Sidas Medya Yayıncılık A.Ş, İzmir
Yazar: Jakob Corewill - 5/12/2019

1 Mayıs 2019 Çarşamba

SAĞLAM VÜCUT DİYETİ / STRONG BODY DIET

Selamlar. Uzun zamandan beri yaşam şeklimi değiştirip, iyi bir yemek, uyku ve spor düzeni oluşturduğumdan beri hayatımın hiç olmadığı kadar iyiye gittiğini itiraf etmeliyim. Zihnim oldukça iyi çalışırken, bedenim son derece aktif duruma geldi. Bunun yanında uyku sorunum ortadan kalkarak derin ve dinlendiren bir uyku haline dönüştü. Şimdi bunu nasıl yaptığımı daha önce birçok yazımda anlatmıştım ama artık detaylara inme zamanının geldiğine inanıyorum.  
Tabii bu duruma gelmemde bana yardımcı olan değerli arkadaşlarımın ve ailemin verdiği desteği de unutmam mümkün değil. 
Bugünkü konumuz sağlıklı bir şekilde vücudu yıkmadan nasıl beslenileceği ve kilo verileceği ile ilgili daha çok. Bunun için benim uyguladığım diyeti size göstermek için Diyetkolik sitesinden bazı listeler hazırladım. Bunlardan ilki yukarıda gördüğünüz kalori hesabı.
Sadece sağlıklı karbonhidratı aldığımız vücudumuz protein desteği ile sağlam bir yapıya kavuşurken, enerji kaynağını sağlıklı yağlardan alarak iyi kolesterolü yükseltip, tansiyonu düzenli seviyeye getiriyoruz. Nasıl mı?
Sabah sizi öğlene kadar götürecek ve güne rahat başlamanızı sağlayacak yağlarla başlayalım.



Burada eklemeyi unuttuğum iki şeyden biri, tahinin içine az miktarda ilave edeceğiniz pekmez, bal veya tahini yarım muz ve benzeri meyvenin üzerine koymanız. İkincisi ise bu yağlardaki proteinlerin (Omega3, Koenzim Q10) hızla yerlerine ulaşabilmesi için içeceğiniz Türk kahvesi veya filtre kahve. Sütsüz olmaz diyorsanız süt laktozsuz olmalı. Onun yerine süt kreması veya hindistan cevizi yağı da kullanabilrsiniz.
Öğlen vaktine kadar bu gıdalar sizi idare edecektir. Gelelim öğlen kahvaltısına;



Oldukça sağlam kalorisi olduğunu görebiliyorsunuz. Buna rağmen akşama kadar acıkırsanız arada sayısız salatalık tavsiye edebilirim. Akşama geldiğimizde;




Yukarıdaki listede tavuk yerine balık yada et tercih edebilirsiniz. Tamamen size kalmış. Bunun yanında protein destekli bakliyatlar da tercih edilebilir. Akşam vakti midemiz bazen kazınabilir. Bunu önlemek için;


Bir avuç yer fıstığı, fındık, kabak çekirdeği ve leblebi alabilirsiniz ama yer fıstığı kilit konumunda. İki sebepten; ilki Koenzin Q10 kaynağı olması, ikincisi mide dostu olması. Böylece mideniz sizi rahatsız etmeden iyi bir uyku çekebilirsiniz. 
Fark ettiğiniz gibi şeker üretici hiçbir besin yok. (Unlu mamüller, Tatlılar, Makarnalar, Meyvalar, Şekerli gıdalar)
İnsan vücudu kendi kendine yetecek şekeri rahatlıkla üretirken buna eklenebilecek her türlü şeker fazlası sizi çürütmeye başlayacaktır. Bu anlamda şekerden uzak durmak en iyisidir. 
Yine de şekersiz olmaz diyenler için arı balı, keçiboynuzu pekmezi, haftada iki meyve veya bitter çikolata önerebilirim. Vazgeçemiyorsak zararı en aza düşürebiliriz böylece. Sağlıklı günler sizlerin olsun. 
Yazar: Jakob Corewill - 5/01/2019